Takas Merkezi Ticaretin Şeklini Değiştiriyor
İnternetin yalnızca iletişim aracı olarak algılandığı ve kendisine düşük beklentiler ile yaklaşılan günler çok gerilerde kaldı. İnternet artık yeni bir çağın kapısını aralayan anahtar olarak geniş kitlelerin eline sunulduğu ilk günden beri herkes ama herkes interneti kullanarak nasıl para kazanabileceği üzerine odaklandı.
Başlangıçtaki e-ticaret siteleri hem geniş kapsamlı altyapı yatırımları hem de kendilerine özel yazılımların piyasada uçuk rakamlara satılmasından dolayı sadece büyük çaplı şirketlerin girişebilecekleri bir işti. Bu işe girişenlerin çok büyük bir bölümü de zaten battı. Başlangıç maliyetlerinin bu kadar yüksek olduğu bir piyasada kar marjı da gerçek hayattakine oranla çok daha düşük olunca elbette gider geliri aştı. Çok geçmeden büyük heves ve yatırımlar sonucu hayata geçirilen birçok e-ticaret sitesi internet çöplüğüne gömüldü.
Tüm dünya e-ticaretin (sahte de olsa) kulaklarda çınlamayı sürdüren zafer çığlıkları ile inlerken çok geçmeden open source e-ticaret yazılımları birbiri ardına piyasaya sürüldü. Artık bir e-ticaret sitesi kurmak için gereken yüksek yazılım ücretleri de ortadan kalkmıştı. Bununla birlikte her gün sayısız e-ticaret sitesi intenette yerini aldı. Fakat bu pazarda herkes satıcıydı. Alıcıların oranı o kadar düşüktü ki internette iş yapma hevesi ile yanıp tutuşan herkesin hevesi kursağında kaldı.
Çok geçmeden insanların aslında internetten satılan ürünlere değil, satan sitelere güvenmediği anlaşıldı ve e-ticaret sistemi dükkan açma anlayışından hızlı bir şekilde açık arttırma sisteminde alışveriş yapmaya dönüştü. Elbette bu büyük patlamanın altında daha sonradan Türkiye pazarına da girecek olan Ebay vardı.
Dünya piyasalarını alt üst eden açık arttırma kavramı sayesinde herkes elinde ne varsa çok düşük listeleme maliyetleri ile internetten satabiliyordu. Böylece hiçbir altyapı yatırımına ihtiyaç duyulmadan mikro ölçekte de olsa insanlar e-ticarete atılabiliyorlardı.
Türkiye pazarı için açık arttırma, tüm Dünya’da olduğu gibi, elbette ilgi çekici bir özellikti ancak burada güven sorunu hiç kuşkusuz maksimal seviyede seyrediyordu. Güvenli alışveriş kavramını geliştiren Gitti Gidiyor akıl almaz bir başarı elde etti. Uyguladıkları yöntem insanların, tanımadıkları bir insana güvenmektense kurumsal bir yapıya kendilerini rahatlıkla teslim edebileceklerini gösteriyordu.
Daha sonra açık arttırma siteleri ardı ardına açılsa da, arkalarında çok büyük medya desteği bulunanlar da dahil olmak üzere hiçbiri Gitti Gidiyor’a alternatif oluşturamadı. Çünkü yaptıkları tek şey aynı sistemi kopyamaktan ibaretti.
Peki, açık arttırma sistemi tek başına tüm ihtiyaçları karşılıyor muydu? İnsanlar gerçekten ellerinde bulunan ürünleri sürekli açık arttırma sitesine gidip satıyor ya da ürün almak isteyen insanlar böyle bir ihtiyaç ile karşılaştıklarında ilk tercih olarak açık arttırma sitelerine mi gidiyorlardı?
Yapılan bilimsel bir araştırma sonuçlarına göre müzayede sitesi kullanıcılarının müzayede sitelerinden son bir yıl içerisinde kaç kez alışveriş yaptıkları incelendiğinde %33,3 ile en yüksek oranın 1–2 kez seçeneğinde toplandığı, bunu %25’le bu sitelerden yılda 3–4 kez alışveriş yapanların izlediği görülmüştür. [1]
Bu veriler, bize açık arttırma sitelerinden alışveriş yapan insanların çok önemli bir kısmının bunu bir alışkanlık haline getiremediğini aksine ilk bir kaç deneyimin ardından sistemden uzaklaşarak büyük bir olasılıkla geleneksel alışveriş mecralarına geri döndüklerini göstermektedir.
Peki gerçek sorun nerede? Neden insanlar bu kadar güzel işleyen sistemlerde bile sürekliliği sağlayamıyorlar? Belki de bunun en önemli sebebi aktif ve pasif tarafların bulunmasıdır. Yani alıcılar ve satıcılar arasında ciddi dengesizlik bulunuyor oluşu insanları bu sistemlere bağlanmaktan uzaklaştırıyor olabilir mi?

Takas Merkezi işte bu kritik sorunun cevabını aramak üzere yola çıkmış bir internet projesi. Paranın icat edilmemiş olduğu dönemlerde herkesin belli ürünleri üretmek ve bu ürünleri takaslayarak ihtiyacı olan diğer ürünler ile değiştirme zorunluluğu vardı. Paranın icadı ihtiyaç duyulan ürünü elde etmek için bizim elimizde mevcut bulunan ürüne ihtiyacı olan birini bulma zorunluluğumuzu ortadan kaldırdı.
Peki bu zorunluluk para kullanılmadan da ortadan kaldırılabilir miydi? Uzun yıllar önce devreye sokulmuş bulunan barter sistemi elinde stok fazlası bulunan şirketlere ellerindeki fazla ürünleri takaslayarak ihtiyaç duydukları ürünler ile değiştirme ve hiç para harcamadan işlerini yürütmeyi vaad ediyordu. Türkiye’de bu sistemin ne kadar suistimal edildiğini anlatmak benim işim olmasa da geçmişteki tecrübelerime dayanarak özellikle Türkiye’de barterın tek kelimeyle karşındaki şirketi aptal yerine koyarak pahalıya mal satma çabası olarak algılandığını not düşelim.
Takas Merkezi için kısaca, şirketler arasında yapılan barter uygulamasının bireyler arasında gerçekleştirilmesi diyebiliriz. Barter kelimesi yaptıkları işi daha iyi tanımlıyor olmasına rağmen, belki de kelimenin akla getirdiği kötü özelliklerden ötürü kendisini bu şekilde adlandırmıyor.
Herkesin hem satıcı hem de alıcı olduğu bu pazarda bir ürün alabilmek için önce mutlaka bir ürün satmanız gerekiyor ve kesinlikle alış-verişlerde para geçmiyor. Bu durum tüm kullanıcıları aktif hale getirmenin ilk adımını oluşturuyor.
Diğer açık-arttırma sitelerinden farklı olarak kullanıcılar sattıkları ürün karşılığında para elde edemiyorlar. Böylece burada elde edilen gelir sadece burada harcanabileceği için kullanıcılar çok büyük bir oranda sisteme geri dönüş yapıyorlar.
Para sistem üzerinde yalnızca iki durumda kullanılıyor, birincisi alıcılardan alınan %10 değerinde komisyon ikincisi ise talep edilen ürünün alınması için yeterli puanı bulunmayan üyelerin puan satın almaları sırasında. Her 1 puan 1 TL’ye eşit durumda planlanmış.
Takas Merkezi‘nin geliştirdiği bu interaktif alışveriş sistemine ben bugüne kadar ne Türkiye’de ne de yurtdışındaki sitelerde hiç rastlamadım. Bu açıdan yenilikçi olduğu kadar gelecek de vaad eden bir yapı oluşturulduğu şüphe götürmez.
Peki, insanların satabilecek ne kadar ürünü var? Sitede üyelere baktığımızda çok sıfırlı rakamlarda işlem hacimlerine ulaşmış kullanıcılara rastlıyoruz. Kuşkusuz kullanıcıların motivasyonunu sağlayan güzel hediyelerle kurgulanmış akıllıca yarışmaların işlem hacimlerinin bu kadar yükselmesindeki etkisi çok büyük. Yine de ilk bakışta akla gelen “insanların satacak çok ürünü yok!” hipotezi sitede biraz turlayınca anında kendi kendisini çürütüyor.
İnsanların sattıkları karşılığında para elde edemeyecek olmaları çoğu yeni kullanıcı tarafından zor kavranmış. Bu nedenle sistem sizi sürekli olarak sattıklarınız karşılığında para elde edemeyeceğiniz konusunda uyarıyor ki etik olarak çok gerekli bir uyarı bu.
Sitede dikkat çeken en önemli özelliklerden biri de iyi konumlandırılmış Canlı Destek sistemi. Çok büyük alışveriş siteleri bile işe yaramaz botlar koyarken canlı desteğe bağlandıktan 15 sn sonra karşıma gerçek bir insan çıkması ve sorduğum sorulara detaylı yanıtlar vermesi beni oldukça etkiledi.
Böylesi bir projenin bugüne dek hiç yatırım alınmadan, yalnızca özkaynaklar kullanılarak geliştirilmiş olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Sistem neredeyse kusursuz hale kadar kendi özkaynakları ile gelmeyi başardığından büyümesini de çok hızlı sürdürecektir. Buradan sonra ihtiyaç duyulan yatırım belki de sadece tanıtım alanında kullanılabilir.
Bu yenilikçi özellikleri ve kullanıcı sadakati yaratmadaki başarısı Takas Merkezi‘ne daha şimdiden aylık %33 oranında büyüme olarak geri dönmüş. Bu, 2010 sonunda 10 kat büyümeyi dahi geçebileceği anlamına geliyor ki çok az internet projesi bu kadar hızlı büyüme kaydedebilmektedir.
Gelir Modelleri ve Yenilikçi Metodlar
Bir internet projesini çalışır hale kendi özkaynakları ile getirmek büyük ve elbette takdir edilmesi gereken bir başarıdır. Takas Merkezi en önemli gelir kaynağını satışlarda alıcıdan alınan %10 komisyon üzerine kurmuş. Bunun dışında satışa sunulan ürünler için herhangi bir listeleme ücreti talep edilmiyor. Bu da, diğer açık arttırma sitelerindeki ilk satışa başlamada kullanıcı motivasyonunu düşüren en önemli faktörü ortadan kaldırarak sistemin büyümesini sağlayacaktır.

Takas Merkezi insanların internette kredi kartı kullanmaktan ne kadar korktuklarını da çok iyi biliyor. Bu nedenle sisteme alternatif ödeme metodları da entegre edilmiş. Özellikle Turkcell Mobil Ödeme çözümü ile alışveriş süreci kısaltılmış. Daha şimdiden kullanıcıların bu mobil ödeme sistemini havale/EFT çözümünden bile fazla kullandıkları düşünüldüğünde bunun ne kadar doğru bir seçim olduğu daha iyi anlaşılabilir.
İnternet globalleşmenin en önemli kaynağı olarak görülse de Takas Merkezi aslında çok doğru bir hamle yaparak büyümenin gerçek yolu olarak lokalize olmayı tercih etmiş ve bugüne kadar belki de hiç yapılmamış bir metod daha uygulayarak hem özkaynaklarını güçlendirmeyi hem de yayılmasını hızlandırmayı aynı anda sağlamayı hedeflemiş. Franchising dağıtarak adeta her şehirde bir Takas Merkezi ofisi oluşturma amacı ile yola çıkan yöneticiler bu konuda da oldukça başarı kaydetmişe benziyorlar.
Yıllık bir ödemenin bulunmadığı franchising sistemine yalnızca katılım bedeli ödenerek giriş yapılabiliyor. Franchiselar, kendi bölgelerindeki insanları sisteme kaydedip onların aktif üye olmalarını sağlamakla görevliler. Bununla birlikte küçük ve orta nüfusa sahip illerde tek, büyük illerde ise ilçe bazlı olarak uygulanan franchising sisteminde, siteye yeni gelen üyeler bu franchise tarafından yönlendirilmemiş dahi olsalar onların alt hesabına kaydediliyorlar ve franchiselar sistemin aldığı %10′luk komisyonun %30′unu elde ediyorlar. Katılım ücretlerinin ne kadar düşük olduğu da düşünülürse Takas Merkezi‘nin sunduğu bu franchise uygulaması girişimciler için kaçırılmayacak bir fırsata benziyor.
Franchiselar ile lokal bazda adeta “ayaklı gazeteler” edinen sistem çok kısa sürede kullanıcı sayısını katlayarak arttıracaktır. Ocak 2010 sonunda 20 bölgede franchise yapılanmasını tamamlamayı amaçlayan Takas Merkezi, bunun ardından katılım fiyatlarını yükselteceğini de açıkça belirtmiş.
Franchise konusunda titiz davrandıkları ve her önüne gelene de sistemi temsil etme yetkisi vermedikleri kulağımıza gelen haberler arasında. Daha çok kendi bölgesinde hali hazırda faaliyet göstermekte olan kurumsal başvurulara öncelik tanımaları Takas Merkezi‘nin marka değerine verdikleri önemi de açıkça ortaya koymaya yetiyor.
Gelecekte neler yapılabilir?
Şu an için tıkır tıkır çalışan bir sisteme ve kararlı bir yapıya sahip olsa da Takas Merkezi‘nin gelişmekte olan bir proje olduğunu unutmamak gerekiyor.
Bu tarz pazarlarda kullanıcı sayısını arttıran en önemli etken hiç kuşkusuz pazarın derinliğidir. Şu an hızla derinleşen bir pazara sahip olsa da Takas Merkezi‘nin adını çok daha büyük bir kitleye duyurması ve sağlam internet kullanıcısı olmayan kitleyi de sisteme dahil etmesi gerekiyor. Bu da kuşkusuz etkin tanıtım ve düzenlenecek başarılı kampanyalara ihtiyaç olduğu anlamına geliyor.
Benim gözlemlediğim en önemli eksiklik belki de çoklu ürün satışına izin verilmemesi. Bu nedenle kurumsal müşteriler bu sistemi “stok eritme” amaçlı olarak kullanamıyorlar. Belki ileride kurumsal üyeler için değişik çözümler üretilebilir. Böylesi bir girişim işlem hacimlerini elbette fazlasıyla arttıracaktır.
Takas Merkezi‘nin duyurduğu bir diğer önemli girişim ise sistemin değişik ülkelerde de uygulanması. Bu konuda bazı görüşmelerde de bulunulmuş.Fakat girişim yöneticileri yurtdışı bir yatırımdan çok, lokalize olmuş ve bulunduğu ülkenin dinamiklerini iyi bilen bir ortak ile anlaşmayı tercih ettikleri için bu proje bir süre daha rafta bekleyecek gibi gözüküyor.
[1] Bengü Boyacıgil, “İnternette Pazarlama Açısından Müzayede Siteleri ve Tüketicilerin Müzayede Siteleri Hakkındaki Tutumları”, Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul; Ocak, 2008
Bir yorum yazabilir, sitenizden takip edebilir ya da RSS kaynağı ile yeni içerikleri takip edebilirsiniz.



Yine çok güzel bir inceleme olmuş. Takas Merkezi hakikaten güzel düşünülmüş bir proje. Güzel düşünülmüş projelerde sorun genellikle, geri dönmesi ve maaşların alınmasını sağlayacak gelirin gecikmesi olarak ortaya çıkıyor. Umarım böyle bir sorun yaşanmaz ve proje hak ettiği konuma gelir.
Yorum Yaz!