Web Siteniz PageBoss’a Emanet
Her geçen gün yerli girişimciler tarafından gerçekleştirilen dahiyane fikirlere bir yenisinin daha ekleniyor oluşunu görmek gerçekten fazlasıyla sevindiriyor beni. Bugün size bahsedeceğim PageBoss da bu yerli girişimlerden en etkileyicilerinden biri.
Eğer bir son kullanıcı iseniz, pastaneye gidip frambuazlı pasta isteyen müşterisinizdir, pasta kreması, unun cinsi, şuale hamurunun ne şekilde hazırlandığı, frambuaz sosunun ne şekilde ve ne miktarda pastaya ekleneceği sizi hiç ama hiç ilgilendirmez; oturur arkanıza yaslanırsınız ve sizden cevap bekleyen garsona “Frambuazlı pasta” dersiniz olur biter. Peki ya o pastanenin pasta yapmak ile sorumlu ustası da sizin kadar rahat mıdır “Frambuazlı pasta” derken? Hiç kuşkusuz son kullanıcıyı hiç ilgilendirmeyen bir sürü teknik detay üretici olan insanlar için hayati önem taşımaktadır. Tıpkı pasta örneğinde olduğu gibi webde sadece son kullanıcı iseniz birazdan bahsedeceğimiz bir çok özellik size hiçbir anlam ifade etmeyecek ve sıkılmanız olasıdır ancak web geliştiriciler PageBoss‘u çok sevecekler.
Web sitesi geliştirmek, özellikle de ilk başlarda, inanılmaz heyecan verici bir süreçtir. “Siteyi Google tanıdı mı?”, “Tanıdıysa nasıl tanıdı?”, “Siteme kimler link verdi?”, “Bu linkler beni keser mi? Link mi satın alsam acaba?”, “DMOZ’a siteyi eklesem kabul ederler mi? Yoksa şöförsün deyip hor mu görürler?”, “Dünya da tek arama motoru Google mı kardeşim, nedir bu kraldan çok kralcılık, diğer arama motorları benim sitemi tanıdı mı?”, “Sitemap de mi yapsak, yapanlar faydalı falan diyor?”, “3 milyon arama motoruna, 8 milyon dizine, 24 milyon IRC servera, 67 milyon facebook kullanıcı sayfasının footer kısmına kayıt yapacam diyorlar, 50 USD bayılsak mı acaba bunlara?” ve bunlar gibi daha yüzlerce soru beyninizi kemirip dururken adeta nereye saldıracağını şaşırmış boğa gibi burnunuzdan alevler püskürterek bir sigara daha yakarsınız.
“Ne yani? Siteyi DreamWeaver da yapınca bitmiyor mu işimiz?” dediğinizi duyar gibiyim! Eee, tabi, öyle olsa her gün bir site açardık zaten! Asıl iş site yapmak değil, internet denen bu kocaman ve fırtınalı okyanusa bir sandal olarak sürdüğümüz sitemizi kocaman bir uçak gemisine çevirmek (hayallerimi yesinler). Web geliştirmenin en pis tarafı çocuk geliştirmeye benzemesidir: en çok sorunu en başta çıkardığına dair duyduğunuz salakça inanç her geçen gün biraz daha azalır. Siteniz büyüdükçe başınıza açtığı işler de büyüyor demektir.
Daha da kötüsü web geliştirmeye bir kez başladınız mı, artık sürekli hem var olan sitelerinizle uğraşmak hem de yeni projeler üzerinde çalışmak zorunda kalacak olmanızdır. Siteniz ilk açıldığı günlerde her gün açıp Google Toolbar’dan PR değerine bakarsınız, sürekli “site:siteminadi.com” şeklinde google araması ile Larry Page abinin sizi ne kadar sevdiğini sorarsınız. O da öyle bir gamsızdır ki, sanırsın Paris Hilton! Paris’e o kadar sorsan hiç değilse başından defol git diye adam gibi cevap verir. Larry abi ise bildiğin dengesiz, manik- depresif ve panik-atak bir kişiliktir, çocukken bunu tek bir oyuna bile dahil etmemişler,gel top oynayalım demişler, topunu alıp kaçmışlar, lisede sevdiği kızlar yüz vermemiş falan filan. En sonunda bula bula kendisine Sergey Brin diye şizoaffektif bozukluk hastası bir kanka bulmuş. Bunlar gün geçtikçe bildiğimiz gibi “Ali Kıran, Baş Kesen” oldular. Bu abilerin dengesiz hareketleri tüm web geliştiricileri menopozlu okul müdiresi gibi gergin hale getirdi. Nitekim, Google dengesizlikleri ile tüm web geliştiricileri canından bezdirdi. PageRank olayını İMKB’ye çevirdiler, sabah çıkıyor akşam iniyor. Sıralama sonuçları deseniz PR’ye bağımlı. Bir web projesi üzerinde aylarca uykusuz geceler geçiriyorsunuz, bir sabah bir uyanıyorsunuz, tekil hit 5000 seviyesinden 750 seviyesine düşmüş. Ne oldu? Larry abinin canı sıkıldı, Sergey abi’ye dedi ki “Bu siteyi sevmedim Sergey!” Neye göre? Kime göre? Açıklama yok! Ne oldu emekler? Allah rahmet eylesin!
Durum, size şaka gibi geliyor olabilir ama, çok ciddi bir şekilde tam da yukarıda anlattığım gibidir. İşler zaten bu kadar stres kaynağı iken bir de sayısını bile tam olarak bilmediğiniz kadar çok siteyi yönetiyor olduğunuzu düşünün. Sitenizi ilk açtığınız günlerdeki heyecan kısa bir süre sonra yeni bir projeye odaklanacağınız için ortadan kaybolur ve hiçbir şeyi takip edemez hale gelirsiniz.
İşte kaptan koltuğunda Onur Atahan‘ın oturduğu PageBoss bir web geliştiricinin sitesi ile ilgili merak ettiği tüm teknik sorulara yanıt bulma amacı ile yola çıkan çok başarılı bir girişim. Şu an için tam olarak istenileni vermese de şu ana kadar gayet başarılı ilerliyorlar.

PageBoss özgün ve kaliteli tasarımı, kullanım kolaylığı ve multilingual özellikleri ile tam bir global start-up olma özelliğini taşıyor. Siteyi gayet başarısız, dolayısıyla ölü doğan, zeytech ile kıyaslamaya çalışanlar olduğunu gördüğümde üzüldüm. Zeytech sadece harflerden bahsediyordu, soruyordunuz “A” diyordu, soruyordunuz “Q” diyordu. Başka da harf bilmiyordu zaten
Oysa PageBoss site adresinizi yazmanızın ardından birkaç dakika bile geçmeden size tamamlanmış bir cümle kuruyor. Sitenizin PageRank değeri, Google index sayısı, Yahoo indexleri, Alexa sıralaması, DMOZ ve Technorati’ye ekli olup olmadığı gibi kritik bilgileri bir çırpıda, hem de tümüyle AJAX kullanan şık ötesi tasarımı ile gözlerinizin önüne seriyor. Sitenin bir browser capture resmini de sitenin whois bilgileri ile servis ediyor. Future PageRank saçmalığına hiç bulaşacağını düşünmediğimiz için ayrıca daha da ciddi geliyor PageBoss‘un yaklaşımı.
Ancak sitenizin browser görüntüsünün önizlemesi SnapCasa adlı free bir servisten alınmış olduğu için ne yazık ki “patron’un karizmasını” fena halde çiziyor. Bu konuda yapılacak iki şey var aslında, birincisi server tarafında screenshotları bizzat PageBoss’un alması ya da bu konuda en başarılı servis olarak gördüğüm WebShotPro‘dan faydalanılması. Eminim site geliştiricileri “patron’un karizmasını” çok geçmeden kurtaracaktır.
Dmoz’da aradığım sitelerimin çoğunun kayıtlı olmadığını gördüm (biliyorum zaten kayıtlı olmadıklarını), ben olsaydım Dmoz kaydı bulunamadı durumunda “Dmoz editörleri eşin dostun sitesini eklemekle meşgul olduğundan siteniz henüz Dmoz’a eklenmemiş.” yazardım. (Yalan mı?
) “Siteniz Türkçe olduğu için sitenizi Dmoz’un Türk editörleri incelemektedir. Bu nedenle tahmini Dmoz’a eklenme tarihiniz 2047 olarak hesaplanmıştır.” ya da “Dmoz Gribi nedeniyle Dmoz kayıtlarının sorgulanmasına bir süre ara verilmiştir. Bu geçici durum için özür dileriz.” gibi eğlenceli mesajlar yazmak belki de sitenin kullanımını daha da keyifli hale getirebilirdi.
Peki bunlar yeterli mi? Bir web geliştirici az öncede değindiğimiz gibi genellikle birden çok siteye sahiptir. Elbette, dışarıdan sorgu çeken bir sistemden, aynı anda onlarca url için sorgu çekmesini beklemek, herşeyden önce insafsızlık olur. Zaten böyle gereksiz yorucu bir process bile fazla sayıda sitesi olan web geliştiriciler için lokal bir çözüm olacaktır. Kalıcı çözüm için yapılması gerekenleri düşünelim biraz.
Herşeyden önce bu sistem yalın kullanım yapısı ile ancak bu kadar başarılı olabilir. Burdan sonra ya complex bir yapıya bürünmek ya da ilerlemekten vazgeçmek gibi iki seçeneği olan PageBoss isteyenlerin yalın isteyenlerin gelişmiş kullanabilecekleri bir ortak çözüme de kavuşturulabilir.
Üye olmak zorunda kalmadan, halihazırdaki sistemin kullanımına devam edilirken üyelik sistemine geçilerek, PageBoss‘a sitelerimizi tanımlama şansımız olabilir. Böyle bir durumda ben örneğin 50′ye yakın siteyi bir saatten kısa bir sürede (hatta, dur şımarıyım,bulk add ile dakikalar içinde) PageBoss‘a ekleyebilirim. Ardından PageBoss‘a her girdiğimde (kullanıcı sadakatine dikkat edelim burada, böyle bir yöntemin nasıl bir kullanıcı sadakati yaratabileceğini tahmin etmek hiç de zor değil) istediğim herhangi bir siteyi sorgulatabilirim. Hatta, yazılacak küçük bir script ile, tercihlere bağlı olmak üzere elbette, sisteme bu şekilde kayıt edilmiş tüm siteler günde en az bir kez kontrolden geçirilip, durumlarında herhangi bir değişim olduğunda kullanıcılara bu konuda bilgilendirme e-postaları gönderilebilir. “Xyz.com adlı sitenizin durumunda değişik vardır. Değişiklikleri görmek için tıklayınız” şeklinde posta kutuma düşecek bir e-postaya nasıl kayıtsız kalabilirim ki?!
PageBoss‘un bu aşamada, görüntülemesi gereken belki de en önemli veri, kullanıcının belirlediği maksimum 10 keywordde Google sıralaması olmalıdır bence. Çünkü çoğu web geliştirici Google’ın dalgalı ruh hali sebebi ile sürekli hedef kelimelerde sitelerinin hangi pozisyonda olduğunu kontrol etmekten saçlarını döktü, bir kısmı ağır ülser hastası oldu, geri kalan kısmı ise içe kapandı, yemeden içmeden kesildi.
Bahsettiklerimin hepsinin nasıl yapılabileceğini bildiğim gibi, elbette yaratacakları teknik maliyetinde farkındayım. Bu nedenle bahsettiğim bu ekstra özelliklerin bir gelir modeli olarak premium üyelik ile sunulması durumunda bile fazlasıyla ilgi çekici olabileceğini, şahsen ben böyle bir siteye üyelik ücreti ödemeye çok sıcak baktığımı söyleyebilirim. Ancak fiyatların makul seviyede tutulması ya da gelir modeli olarak reklam görüntüleme tercih edilerek servisin ücretsiz sunulması durumunda tam bir ilgi patlaması yaratacağını söylememe bile gerek yok sanırım.
Son olarak PageBoss‘un bundan sonra da yakın takibimizde kalacağını ve gelişmelerden sizi en kısa sürede haberdar edeceğimizi söyleyelim ve sevgili Onur Atahan’a buradan kucak dolusu sevgilerimizi göndererek kendisine bu mükemmel projede başarılar dileyelim.
Bir yorum yazabilir, sitenizden takip edebilir ya da RSS kaynağı ile yeni içerikleri takip edebilirsiniz.


Yorum Yaz!