Her sektör belli bir olgunluğa eriştiğinde artık kendi içerisindeki başarılı işleri ön plana çıkartmak için yarışmalar, kamuoyu yoklamaları yapar, maddi değeri olmasa da manevi değeri yüksek tutulmaya çalışılan ödüller ile başarılı olan kişi, kurum ve kuruluşlar onore edilir.
Başarı, takdir edilmediği müddetçe başarılı olma arzusu yaratmak mümkün değildir. Bu sebeple bu tarz organizasyonları hep olumlu bulmuşumdur.
Peki, içinde -bir şekilde- bulunduğumuz web sektöründe işler nasıl yürüyor? Başarı nasıl ölçülüyor ve başarılı olanlar nasıl onore ediliyorlar?
Başarının takdir edilebilmesi için her şeyden önce ortada gerçek bir başarının olması gerekmektedir. Bununla birlikte teknik konularda başarı herkes tarafından ölçülemez. Sadece mühendisleri ilgilendiren bir makine söz konusuysa sokaktaki insana gidip “Yılın en başarılı makinesi hangisiydi?” diye soramazsınız.
İnternet son kullanıcı ile değer kazanan bir olgu olduğu için web sektöründe başarılı olan işlerin belirlenmesi sırasında halk oylamasının dışlanması kesinlikle mümkün değildir ancak halk webden ne kadar anlamaktadır? Cevap ürkütücü ama ne yazık ki sizin tahmin ettiğinizden çok daha az!
Bir organizasyon yapıp sektör profesyonelleri arasında en iyinin seçilmesini sağlarken en önemli kriter aday belirleme sürecidir. Elbette bunu yapacak kişilerin de gerçekten web hakkında çok sağlam bir arkaplana sahip olmaları ve bununla birlikte güncel gelişmeleri çok yakından takip edebiliyor olmaları gerekir.

Kendi prestijini geçmiş yıllardaki bir çok spekülasyon sebebiyle zaten yerle bir etmiş bulunan Altın Örümcek Ödülleri bu yıl 8. düzenlenecek olan yarışmasında çok güzel bir skandala daha imza atarak garip başvuru ücretleri belirledi. Bu noktadan sonra bu yarışmanın sonuçları nasıl ciddiye alınabilir? Devamını oku »
Firmaların offline ortamda çok uzun süredir yaptıkları kampanyalar yavaş yavaş online ortama dönüşürken daha fazla insanın kampanyalardan haberdar edilmeleri de gün geçtikçe daha büyük bir soruna dönüşüyor.
Kampanya düzenleyen ajanslar kendi kampanyalarını duyurup diğer kampanyalardan daha fazla dikkat çekmeyi hedeflerken, son kullanıcılar da bunca kampanya ve yarışmanın arasında adeta kayboluyorlar ve süreleri çok kısıtlı olan bu kampanyaları kaçırıyorlar.
Çoğu son kullanıcı da katıldığı yarışmaların sonuçlarını takip etme konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor. Hala bir çok kampanya sonuçları basılı medya üzerinde yayımlamayı tercih ettiği için oluşan sıkıntı gün geçtikçe artıyor.
KimKazandi.com hem kampanya düzenleyen ajanslara düzenledikleri kampanya ve yarışmaları çok kısa bir süre içerisinde tam hedeflemiş oldukları kitleye duyurmalarına olanak sağlıyor. Son kullanıcılara da güncel kampanyaları karşılaştırma ve hangisine katılmalarının kendileri için daha faydalı olacağını görme fırsatı tanıyor. Devamını oku »
İnsanların diğerleri hakkında ne kadar meraklı oldukları bilinen bir gerçektir. Tanıdığımız herkes hakkında kafamızda sormak istediğimiz sorular barındırırız. Çoğunlukla ya karşımızdaki insanı kırmaktan ya da böyle bir soru ile karşılaştığında karşımızdaki insanın vereceği tepkiden korktuğumuz için kafamızdaki soruları langadanak soramayız. Formspring.me bu ihtiyaca cevap veren çok basit bir uygulama olmasına rağmen son günlerin en ilgi çekici oyuncağı olmayı başardı.
Üye olurken e-posta konfirmasyonu bile isteme gereği duymayan sisteme üye olduğunuzda herkes isim dahi belirtmeden size istediği soruyu sorabiliyor. Elbette sadece sizin cevapladığınız sorular kendi profilinizde yayınlanıyor. Daha çok sosyal ağlar üzerinde birbirini “uzaktan” tanıyan insanların birbirleri hakkındaki meraklarına derman olmayı hedefleyen servis çok kısa bir süre sonra unutulacaktır. Çünkü ilk bakışta eğlenceli gibi gözükse de aşırı minimal hedeflemesi nedeniyle çabuk sıkılmaya müsait bir yapı.
Buna rağmen, TechCrunch‘tan öğrendiğimize göre Tumblr‘da Ask Me adında ve Formspring ile aynı işi yapan bir servisi yayına sokmaya hazırlanıyormuş. Tumblr’ın da oyuncağı çok geçmeden sosyal medya tarafından tüketilebilir ancak hiç kuşkusuz hem sahip olduğu marka değeri nedeniyle hem de kullanıcılarına sadece bu hizmeti sunmadığı için daha büyük bir yaygara kopartabilir.
Eğer kendinize ait bir eviniz yoksa başınıza gelmedik hiçbir şey kalmayacaktır. Gün geçtikçe bunun değerini çok daha iyi anlarsınız. Her ev sahibi, kiracısına kötü davranmaktadır gibi bir yargıya varmak elbette hoş değil ancak günümüz koşulları göz önüne alındığında rahat olduğunu söyleyebilecek kiracı ile tanışma şansınız da çok az.
Kiracıların, her ne kadar kirayı düzenli de ödeseler, her an evden çıkarılma gibi bir dertleri vardır. Özellikle öğrencilik döneminde iseniz göçebe bir hayat yaşamak zorunda kalacağınızdan hiç şüpheniz olmasın.
Garanti Bankası, kızışan mortgage piyasasında daha fazla söz sahibi olabilmek için çok yaratıcı bir uygulamaya imza attı. Kiracının Dramı adı verilen uygulama ev sahiplerinin kiracıları hangi bahaneler ile evden çıkartmak istediklerini trajikomik bir şekilde yansıtıyor. 41? 29! ekibi tarafından hazırlanan internet uygulaması hem tasarım hem de konsept olarak fazlasıyla ilgi çekici. Devamını oku »
İnternetin yalnızca iletişim aracı olarak algılandığı ve kendisine düşük beklentiler ile yaklaşılan günler çok gerilerde kaldı. İnternet artık yeni bir çağın kapısını aralayan anahtar olarak geniş kitlelerin eline sunulduğu ilk günden beri herkes ama herkes interneti kullanarak nasıl para kazanabileceği üzerine odaklandı.
Başlangıçtaki e-ticaret siteleri hem geniş kapsamlı altyapı yatırımları hem de kendilerine özel yazılımların piyasada uçuk rakamlara satılmasından dolayı sadece büyük çaplı şirketlerin girişebilecekleri bir işti. Bu işe girişenlerin çok büyük bir bölümü de zaten battı. Başlangıç maliyetlerinin bu kadar yüksek olduğu bir piyasada kar marjı da gerçek hayattakine oranla çok daha düşük olunca elbette gider geliri aştı. Çok geçmeden büyük heves ve yatırımlar sonucu hayata geçirilen birçok e-ticaret sitesi internet çöplüğüne gömüldü.
Tüm dünya e-ticaretin (sahte de olsa) kulaklarda çınlamayı sürdüren zafer çığlıkları ile inlerken çok geçmeden open source e-ticaret yazılımları birbiri ardına piyasaya sürüldü. Artık bir e-ticaret sitesi kurmak için gereken yüksek yazılım ücretleri de ortadan kalkmıştı. Bununla birlikte her gün sayısız e-ticaret sitesi intenette yerini aldı. Fakat bu pazarda herkes satıcıydı. Alıcıların oranı o kadar düşüktü ki internette iş yapma hevesi ile yanıp tutuşan herkesin hevesi kursağında kaldı.
Çok geçmeden insanların aslında internetten satılan ürünlere değil, satan sitelere güvenmediği anlaşıldı ve e-ticaret sistemi dükkan açma anlayışından hızlı bir şekilde açık arttırma sisteminde alışveriş yapmaya dönüştü. Elbette bu büyük patlamanın altında daha sonradan Türkiye pazarına da girecek olan Ebay vardı. Devamını oku »
| Bu bir Rahmi Vidinlioğlu marifetidir. WP üzerinde Arthemia teması kullanılarak hazırlanmıştır. |