Eskiden, çok da değil üstelik bir kaç sene önce, bir yılın nasıl geçtiğini, seneye damgasını vuran olayları en iyi ihtimalle televizyoncuların ve gazetecilerin gözünden görme şansımız vardı. Artık gerçekten herkes için neyin önemli olduğunu gözler önüne seren bir ölçüm yöntemine sahibiz.

Bizim için ne önemli ise Google aramalarına anında yansıyor. Sonuçlara bakmadan önce de Justin Bieber’in yükselişi gözle görülen bir gerçek olsa da Chatroulette beni fazlasıyla şaşırttı diyebilirim. Şili’deki madencilerden Avrupa’yı esir alan borç krizine, Amerika’daki işsizlik oranlarından Meksika körfezindeki petrol sızıntısına, İspanya’nın Dünya Kupası’nı almasından Haiti depremine kadar 2010′un tüm önemli olayları listede kendisine yer bulmuş.
Derinlemesine sonuçlara ulaşmak için Google Zeitgeist sayfasını ziyaret etmenizde fayda var. 2010′un nasıl geçtiğini gördüğünüzde aslında ne kadar çok olayı gündeme çıkarıp aynı hızda düşürdüğümüzü görüp gözlerinize inanamayacaksınız.
Google’dan sonraki en büyük arama motoru olan Bing.com, 2010 yılında en çok aranan isimleri açıkladı. Kim Kardashian’ın birinci olduğu listede ABD başkanı Barack Obama’nın beşinci olması dikkat çekti. Listenin ikinci sırasında ise kariyerinin ilk Oscar’ını kazandıktan hemen sonra eşi tarafından aldatıldığı ortaya çıkınca boşanan Sandra Bullock var. Üçüncü sırada yine bir aldatma olayının kahramanı ünlü golfçü Tiger Woods bulunurken, Lady Gaga kendine dördüncü sırada yer bulabildi.
1. Kim Kardashian
2. Sandra Bullock
3. Tiger Woods
4. Lady Gaga
5. Barack Obama
6. Kate Gosselin
7. Justin Bieber
8. Jesse James
9. Lindsay Lohan
10. Jennifer Aniston
Habertürk
İnternet sosyal paylaşım siteleri iletişim çağının vazgeçilmezi olsa da, işverenlerin her zaman bu işe sempatiyle bakmadığı ortaya çıktı. Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşımların en yoğun yaşandığı ülkelerin başında gelen Amerika’da pek çok insan sırf bu nedenle işinden kovulunca, sokak dilinde “Facebook Kovulması” (Facebook fired) diye yeni bir İngilizce deyim türetildi.
Son iki aydır Facebook yüzünden işini kaybedenlerin sayısında artış var. Connecticut’ta bir hastane görevlisi Facebook sitesine patronuyla ilgili olarak “bu adam kaçık” anlamına gelen bir takım tıbbi referanslar yazınca işini kaybediverdi. New York’ta bir okulda çalışan 3 öğretmen, öğrencileriyle Facebook aracılığıyla iletişim kuruyordu. Ancak okul yönetimi Facebook mesajlarının içeriğini uygunsuz bularak öğretmenlerin işine son verdi. McDonald’s çalışanı bir kadın, yine Facebook’ta işyeri müdürü aleyhine argo sözler sarf edince “kovuldunuz” mesajı gelmekte gecikmedi.
İşten atılmaların en ilginçlerinden biri Cisco’da yaşandı. Kendisi de iletişim ve İnternet hizmeti sunan bir şirket olan Cisco’da çalışmaya başlayan genç, işe alınma sevincini Twitter mesajıyla paylaşmak için, “her ne kadar işten nefret etsem de, verilen ücret fena değil” diye duygularını dile getirince anında yeni patronundan “işini sevmeyen biriyle çalışamam, güle güle” mesajıyla kendisini kapının önünde buluverdi. Philadelphia’nın Eagles stadyumunda görevli bir kişi, Eagles futbol takımıyla ilgili küfürlü sözler sarf edip, bunu da Facebook sitesindeki arkadaşlarına iletince ertesi gün işinden oldu. İnternet güvenliği üzerine hizmet veren şirketlerden “Proofpoint” tarafından yapılan bir araştırma sonuçlarına göre, büyük Amerikan şirketlerinin en az yüzde 8′i çalışanların sosyal medya üzerindeki paylaşımını denetliyor. Bu rakamın giderek daha hızlı biçimde artmakta olduğu belirtiliyor.
ANKA
Bir internet sitesi sahibi olmanın sadece çok parası olan azınlığa has bir ayrıcalık olduğu 2000′li yılların başlarında sahip olduğunuz bir web sitesini tanıtmak için yapmanız gereken tek şey kartvizitinizin üzerine site adresinizi yazıp eşinize-dostunuza dağıtmaktı.
Elbette kayıtlı domain sayısının parmakla sayıldığı bu güzel günler 2005 yılına gelindiğinde tümüyle geçmişte kalmıştı. 2005 yılında kayıtlı .com domain sayısı 40 milyon civarıyken, 2010 yılına veda etmek üzere olduğumuz şu günlerde kayıtlı .com domain sayısı 90 milyonu çoktan aşmış durumda. Böyle büyük bir kalabalık içerisinde kendi sitenizi kartvizitinize yazıp insanlara dağıtmak artık hiçbir işe yaramaz.
İnternetin büyümesi, bugüne kadar hiçbir alanda eşine benzerine rastlanmamış bir hızda gerçekleşirken ziyaretçileri kendi sitemize çekmek için kullanabileceğimiz yöntemler gün geçtikçe azalıyor. Bu bir tezat gibi gözükse de aslında doğru olanın bu olduğu çok açık bir şekilde ortada.
Aradığınız herşeyi size tek bir sitede sunmayı vaad eden portalların popülaritelerini kaybetmelerinin üzerinden sadece 5 yıl geçmiş olmasına rağmen şimdi o portalların en büyükleri bile batma riski ile karşı karşıya kalmış durumdalar. Çünkü insanlar aradıkları herşeyi tek bir sitede bulamayacaklarını keşfettiklerinden beri internete bağlandıklarında browser adres çubuğuna tek bir kelime yazıyorlar: Google! Elbette hala başlangıç sayfalarını Google olarak ayarlamadılarsa…
Google insanlara “ne ararsanız bizde var” demiyor, “Sizin aradığınız şeye sahip değiliz ama onu bulup sizin önünüze getirebiliriz.” diyor. Asıl Google’ı bu kadar başarılı kılan da insanların kafasında “Google bulur!” olgusunu net bir şekilde oturtmayı başarmış olması.
Artık web sitesi sahibi olmak önemini tümüyle yitirdi: Önemli olan Google’da üst sıralarda olan bir web sitesine sahip olmak. Çünkü bu herşeyi değiştirecek asıl kilit noktadır.
Google bizzat kendi yapmış olduğu araştırmada kullanıcıların arama yaptıklarında yalnızca ilk 4 sonuç ile ciddi şekilde ilgilendiklerini ortaya koydu. Bunun ne demek olduğu aslında çok net bir şekilde ortada: Google’da olmak demek, Google’da ilk 4 sırada olmak demektir.
![]()
Peki bizimle aynı içeriği sunan binlerce rakibimiz varken ve daha da kötüsü canı her isteyen bir domain ve hosting alarak WordPress’i 5 dk’da kurduktan sonra web sitesi sahibi olabilirken neden Google onları değil de bizi ilk sıralarda göstersin?
SEO kavramı işte tam bu noktada karşımıza çıkıyor. Search Engine Optimization yani Arama Motoru Optimizasyonu kelimelerinin başharflerinden oluşan SEO artık başarılı bir web sitesine sahip olmak için gereken en önemli özellik olarak karşımızda duruyor.
Artık herşeyin sitenin Google’daki hedef kelimelerindeki sıralamasına odaklandığı günümüz internet dünyasında SEO bilgisi de bir yan ilgi alanı olmaktan çoktan çıkıp, Web Tasarım ve Web Programlama bilgisinin yanı sıra her web yöneticisinin mutlaka bilmek ve uygulamak zorunda olduğu bir ana uzmanlık alanı haline geldi. Peki, SEO tekniklerini nasıl öğrenecek ve bunları uygulayarak sitelerinizi arama motorlarında nasıl daha üst sıralara çıkartacaksınız?
SEO konusunda ufak bir araştırma yaptığınızda bunun çok muallak bir konu olmasından kaynaklanan ciddi sıkıntılar ile karşılaşırsınız. Herkesin kendisine göre bir takım teknikler geliştirdiğine ve en doğru tekniğin bu olduğuna hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde inandığına şahit olduğunuzda kafanız biraz daha karışacaktır.
Seo Hocası SEO alanında yayın yapan Türkiye’deki bloglar arasından hızla sıyrılıp adını sektördeki çoğu insanın kafasına yazdırmayı başaran çok faydalı bir internet sitesi. SEO gibi çok zor bir kelimede çok kısa bir sırada Google aramasında 2. sıraya yerleşmiş olmaları bu konuda ne kadar profesyonel çözümler geliştirdiklerini gösteren en güzel kanıt aslında. Bu arada seo teknikleri aramasında Seo Hocası’nın 3. sırada listelenmesi de sektörü yakından takip eden herkesin tebessümle karşıladığı bir sürpriz yumurta.
Kaan Gülten tarafından kurulan ve fakat kısa zamanda kendi alanında uzman bir çok yazar tarafından desteklenerek eşi benzeri olmayan bir SEO kaynağı haline gelen Seo Hocası başarısını neye borçlu olabilir?
Çok basit! Google Site Yönergesi Kuralları aynen şu şekilde bir cümle içermektedir:
“Sayfalarınızı kullanıcılar için hazırlayın, arama motorları için değil.”
Seo Hocası, gerçek kullanıcıya olabilecek en kaliteli içeriği sunarak hem kendi adını çok ama çok kısa bir sürede kocaman bir marka haline getirdi hem de Google nezninde hak ettiği yere her geçen gün biraz daha yaklaşıyor…
SEO alanındaki çoğu sözüm ona profesyonel bloggger yabancı bloglardan okudukları ve çoğu da işe yaramaz demode tekniklerden oluşan cümleleri yarım yamalak Türkçe ile yazıp kullanıcıların önüne koymayı büyük bir başarı elde etmek sanarken Seo Hocası hem yayınladığı özgün ve işe yarar makaleler ile hem de site içerisinde SEO için her web yöneticisinin ihtiyaç duyacağı özgün ve Ücretsiz Seo Analizi araçları ile rakiplerinin karşısında her geçen gün biraz daha güçlenmeyi sürdürüyor.
Tanıtım yazılarınızı ücretsiz yayımlayabileceğiniz Ücretsiz Tanıtım Yazısı, sitelerinizdeki sayfaları kolaylıkla imleyerek Google tarafından çok daha çabuk indekslenmesini sağlayabileceğiniz İM bölümü, sitelerinizi ekleyerek Google tarafından daha iyi sıralamalara sahip olabileceğiniz Dizin bölümü ve bunlar gibi daha bir çok ücretsiz aracı bünyesinde bulunduranSeo Hocası tek kelimeyle bir web yöneticisinin SEO alanında ihtiyaç duyabileceği tek kaynak olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor.
Pasta tariflerinizi yayımladığınız küçük bir blogunuz da olsa, uluslararası ticaret yapan bir firmanın internet sitesinin yöneticisi de olsanız hiç fark etmiyor: Seo Hocası size Google’da nasıl daha iyi sıralamalar elde edeceğinizi en iyi şekilde anlatmayı başarıyor.
Tüketim toplumlarının yükselişi ile başlayan reklam kavramı artık hayatımızın her alanına yayılmış durumda. Türkiye’de reklam harcamaları 2009 sonunda 2.7 milyar TL olarak gerçekleşti. Reklamverenler Derneği 2010 yılı sonunda bu harcamaların 3.2 milyar TL seviyesine çıkacağını tahmin ediyor… Reklam çalışması bir ürün ve/ya hizmetin satışı için olmazsa olmaz bir gereklilik haline geldiği gibi aynı zamanda son dönemde ortaya çıkan mecra sayısında da inanılmaz bir patlama yaşanıyor.
Reklamveren, en kısa ve en ekonomik yoldan hedef kitlesine ulaşmasını sağlayacak bir mecra bulmak için uğraşırken, her mecra sahibi de en iyi seçeneğin kendileri olduğunu savunmayı sürdürüyor.
Şüphesiz reklam vermek çok uzun araştırmalar ve analizler sonucu karar verilmesi gereken bir uygulamadır. İşte yayın hayatındaki yerini gün geçtikçe sağlamlaştıran Reklam.com.tr reklamverenler için tüm alternatifleri tek çatı altında buluşturan oldukça orjinal bir internet sitesi.
Her ne kadar internet hayatımızın en önemli kavramlarından biri haline gelmiş olsa da hala bir reklam mecrası olarak internet ülkemizde çok az kullanılıyor. Geleneksel reklam mecralarının ezici üstünlüğü hala devam ediyor. Pastanın en büyük payını TV reklamları oluştururken, yazılı basın reklam yayımlama konusunda ikinci sırada yer alıyor. Gazete reklamları gün geçtikçe etkisini kaybediyor olsalar da reklamveren gözündeki prestijli konumlarını henüz kaybetmediler.
Bunun dışında billboardlar, sinema reklamları, outdoor (Açık Hava) reklam uygulamaları ve tabi ki internet reklamcılığı da çok kullanılan mecralar arasında bulunuyor.
Peki, reklam verecek olan bir kurum hangi mecranın daha avantajlı olduğuna nasıl karar verebilir? Önünde bu kadar çok mecra alternatifi olduğunun kaç reklamveren farkında? Reklam.com.tr tüm bu alternatifleri tek bir çatı altında toplamayı amaçlıyor ve reklamverene tüm mecralara eşit mesafede durarak kendi tercihini yapması için büyük bir fırsat tanıyor.
Reklamverenlerin mecra seçmekte zorlandıkları kadar aslına bakılırsa mecralar da reklamverenleri ikna etmek için inanılmaz bir pazarlama savaşı içerisindeler. Reklam.com.tr sunduğu oldukça uygun seçenekler ile internette reklam konusunda araştırma yapmakta olan potansiyel reklamverenler ile mecraları buluşturmayı hedefliyor. Mecra sahipleri başka hiçbir yerde bulamayacakları fiyatlar ile Reklam.com.tr‘de kendi istedikleri sayfalara sponsor olarak reklamverenlere doğrudan ulaşma şansına sahip oluyorlar.
Hem jenerik ve kolay kolay elde edilemeyecek bir alan adına sahip olması hem de Türkiye’de gerçekten varlığına ihtiyaç duyulan bir eksikliği doldurması sebebiyle Reklam.com.tr yakın zamanda adından çok fazla söz ettirecektir.
| Bu bir Rahmi Vidinlioğlu marifetidir. WP üzerinde Arthemia teması kullanılarak hazırlanmıştır. |